KÜRK - kimi hayvanların giyecek yapmak amacıyla işlenmiş postudur., EŞEK - Atgillerden attan küçük, irice başlı, uzun kulaklı, yük ve binek hayvanı., KOMŞU - Birbirine bitişik ya da yakın konutlarda oturan kimselerin birbirlerine göre aldıkları ad., DOĞURANKAZAN - Nasrettin Hoca’nın komşusundan ödünç aldığı eşya., İPEUNSERMEK - Bir isteği yerine getirmemek, bir işi yapmamak için geçersiz nedenler ve engeller göstermek. Nasrettin Hoca’nın fıkralarına konu olmuş bir deyim., GÖLEMAYAÇALMAK - Nasrettin Hoca’nın sonunda ‘’ Ya tutarsa!’’ dediği fıkranın ismi., HIRSIZ - Başkasının malını kimse görmeden alan, çalan kimse., HAZIRCEVAP - Yeri geldiğinde, gerektiğinde hemen ve yerinde yanıtlar bulup veren kimse., TAMTAKIR - İçinde olması geren şeylerden hiçbiri bulunmayan, bomboş şey. Evine hırsız giren hocanın evi için dediği kelime., YEKÜRKÜMYE - İnsanların giyim kuşam düzgünlüğüne kişilikten daha çok değer verdiğini, saygı gösterdiğini anlatmak için kullanılan deyim., AKŞEHİR - Nasrettin Hoca’nın yaşadığı ilçe., ŞAKA - Güldürmek, eğlendirmek amacıyla karşısındakini kırmadan yapılan hareket veya söylenen söz., DÜDÜK - İnce sesli küçük kaval., KAVUK - Pamuktan yapılmış, üzerine sarık sarılan erkek başlığı., ÖDÜNÇVERMEK - Geri almak üzere vermek., CÜPPE - Nasrettin Hoca’nın elbiseleri üzerine giydiği geniş ve düğmesiz kıyafet., DAMDANDÜŞMEK - Başından bir felaket geçmiş olmak., KUYU - Topraktan, su katmanına ulaşıncaya kadar derinliğine kazılan, genellikle silindir biçiminde, iç çevre yüzeyine duvar örülen, suyundan yararlanılan çukur., KOMİK - İnsanda gülme duygusu uyandıran, güldürücü, gülünç., NASİHAT - Öğüt kelimesinin eş anlamlısı, FIKRA - Güldürücü ve güldürürken düşündüren şakalı öykücük., YORGAN - Yatakta örtünmeye yarayan, içi pamuk, yün gibi şeylerle doldurularak dikilmiş geniş örtü, KURNAZ - Başkalarını kandırmasını ve ufak tefek oyunlarla amacına ulaşmayı beceren, açıkgöz kimse.,

Leaderboard

Visual style

Options

Switch template

Continue editing: ?